28 Mayıs 2011 Cumartesi

Only Happy When It Rains

yazmayalı 16 gün olmuş...bu zaman zarfında bütün finalleri atlattım,2.sınıfı iyi kötü bi şekilde bitirdim,itü sözlüğe dadanıp yazar oldum,şuan da da polen alerjim azdı,falan filan..
hava kapalı bi kaç gündür.tam yaz geldi artık,böyle sıcak devam eder diye düşünürken,böyle oldu işte..neyse fena da olmadı.benim en başından beri süregelen melankolik ve depresif ruh halim için biçilmiş altın kaftan mı derler ne derler hah ondan işte...ve ben de napıyoruuuum her zamanki gibi açıorum garbage ımı ,arkama yaslanıyoruuum ve bi sigara yakıyorum.hadi bakalım kolay gelsin!

al sana benden bi kıyak.çevirisini de yazıyorum na buraya:

ben sadece yağmur yağdığında mutluyum
sadece işler karışık olduğunda..
kıymetini bilmediğini bilmeme rağmen
ben sadece yağmur yağdığında mutluyum
bilirsin ben haberlerin kötü olmasını severim
ve neden mutsuz olmak bu kadar güzel hissettirir?
acını aşağı boşalt,
üstüme boşalt bütün acını..
herşey yanlış gittiğinde iyi hissediyorum
sadece üzücü şarkılar dinliyorum
ben sadece yağmur yağdığında mutlu oluyorum.
ben sadece karanlıkta gülerim
kendimi sadece gecenin en karanlık zamanı rahat hissederim
bunu sana kazara söylememiştim
ben sadece yağmur yağdığında mutluyum.
içinde olduğum zaman boyunca mesajı alacaksın
ben ve sen hakkında şikayet etmeye başladığımda..
acını boşalt ,
acını üzerime boşalt..
benimle arkadaş olarak kalabilirsin
önemsemediğin sürece..
yeni saplantımı duymak ister misin?
derin bir depresyona doğru sürükleniyorum
acını üzerime boşalt,
ben sadece yağmur yağdığında mutluyum.

12 Mayıs 2011 Perşembe

öksürük şurubuyla kafa olmak

evet şu anda tam da düşündüğüm şey bu sevgili blög;
uzun zamandır sana yazamıyorum farkındaysan.naber,nasılsın görüşmeyeli?çocuklar gene huysuz mu?
lan ne diyorum ben..poff,o değil de harbiden hastayım ben blogcan.sümüklü sümüklü dolanıorum etrafta mal gibi.
öksürüp tıksırmam ve boğaz ağrısı da cabası..
bugün hastaneye gitmeye yeltendim doğal olarak.ama beni bilirsin, hastane fobim var.bi kaç kere bayılarak bunu acı bi şekilde tecrübe ettim.bir de o hastanenin kendine has iğrenç ve rutubetli kokusu yok mu..neyse şimdi klavyeme kusarak onu pisletmek istemiyorum.bi de hasta halde onu temizlemekle uğraş,işin yoksa tuşları çıkar tek tek altlarını temizle.bak yazmaktan bile yoruldum şuan,temizlemeyi bırak..
herneyse ben de eczaneye gidip ilaç falan alayım dedim en iyisi.öksürük şurubu ,tylol hot ,soğuk algınlığı hapı falan aldım.şimdi de portakallı öksürük şurubumla kafa olmaya çalışıyorum..şaka lan şaka..ama keşke olabilsem.
yahu bir de finaller var kapıda.şimdi yumurta popoya terse gelince..durumunu yaşıyorum bildiğin.ya da herzaman olduğu gibi çöldeki bahtsız bedevi sendromu..
şuan çıldırmam içten değil.. sebebi de bilgisayarımdaki office programının deneme sürüm tarihinin dolmuş olması..bende 2010 office in deneme sürümünü indirmeye çalıştım gel gör ki bu sıçtığımın yurdunun internet bağlantısı yüzünden koca bir gün geçmesine rağmen daha %46sı inmiş durumda..2.bir sorunumu da yazayım da çeşni olsun bu duruma ilaveten..şimdi benim laptop da hem google chrome hem de internet explorer var.bu 2.zatın da güncelleştirilmesi ıvırı zıvırı gerekliymiş.bu güncelleştirmeyi de indirdiğim halde ikide bir hata veriyor göt herif...afedersin..(mahçup ifade,yüz kızarır burda)...chrome u açayım diyorum bu sefer de iki saat ana sayfayı açamıyor deyus..neyse acayip gerginim.gidip bir sigara yakmalı.pof!

8 Mayıs 2011 Pazar

to be a gunslinger or not to be


I do not aim with my hand; I aim with my eye.
He who aims with his hand has forgotten the face of his father.

I do not shoot with my hand; I shoot with my mind.
He who shoots with his hand has forgotten the face of his father.

I do not kill with my gun; I kill with my heart.
He who kills with his gun has forgotten the face of his father.

~Roland of Gilead~

6 Mayıs 2011 Cuma

4 Mayıs 2011 Çarşamba

comfortably numb?



eh bukadar kazık yedikten sonra,insan ciddi manada aşk kavramından soğuyo tabi haklı olarak..ne diyelim? acı çekmeye doymayan kafama sıçayım tekrar tekrar..neyse faktır edip gitmek istiyorum sayın seyirciler.ahanda bu nefis parça da  benden size hedaye!alınız tepe tepe kullanınız..olur olmaz kimselere güvenmeyiniz,aşkınızı,kalbinizi,bedeninizi,tokanızı,tarağınızı vermeyiniz..sonra benim gibi dört döner durursunuz böyle,anca bloglara karaladığınız şizofrenik yazılardan medet umarsınız sonra da.

onu geçtim,harbiden şu an hiç bişey hissetmiyorum..ne acı,ne keder,ne de melankoli..tamamen nötrm yani.."numb"ım yaneğğ..daha da açayım mı konuyu?'bok' gibi bile hissetmiyorum.te oka!
hade bays.

(eh arada bu kafaya gelmek lazım,yoksa cidden çekilmez oluyorsun be hayat.hatta ve hatta fahişe gibi oluyorsun be hayat.)

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Howard Phillips Lovecraft



şu yukarda gördüğünüz zat-ı muhterem var ya..ha işte bu nalet gelesi adam yüzünden(aslında bi yandan da adamın kafa yapısına hayran olup,kendisini favori yazarlarımın arasına koymaya karar verdim),sabahın 9 una kadar uyku tutmadı beni..vay neymiş efendim,yok şatonun dibinde eski bi tapınak varmış da bi yığın insan-hayvan kemiğiyle dolup taşıyormuş da,ondan sonracıma adam burada bi çılgınlık anıyla yanındaki arkadaşına saldırmış da,ondan sonracıma bi yerlerde de psikopat bi bilim adamı ölüleri diriltmeye çalışırken onları birer zombi haline getiredursun,ha bi de şeytani portreler çizen iblis  kılıklı bi ressamımız da var,falan filan derken işte bu sebeplerden dolayıdır ki,yatakta döndüm durdum bi o yana bi bu yana.."ulan pek bi sevgili H.P.Lovecraft beyefendicimiz,sen nasıl bir kafadasın yahu? ya da..zaten ölüp gitmişsin de,neyin kafasını yaşamışsın da bunları yazmışsın?harbiden çok başarılısın lan,taptım sana.."gibi içsel  konuşmalar geçti kafamda uyuyamazken..şimdi bu adama harbiden kaleminin hakkını vermek gerekir diye düşünüyorum ve zaten şuan bile bu adamın anlatılarından yola çıkarak oluşturulan "Cthulhu" mezhebi ve buna inanlar varsa..varın siz düşünün.zaten şuan okuduğum kitabının adı "Cthulhu'nun Çağrısı".öykülerden oluşuyor.ve ben de tam da bu öyküye gelene kadar okudum kitabı..yani bu öyküyü de bitirdikten sonra ondan burda da bahsedicem tabi,daha sonra..
edebi açıdan bakarsak,ben; stephen king'in 20 ye yakın kitabını okumuş ve sinemaya uyarlanmış pek çok eserini seyretmiş,edgar allan poe denen gothic edebiyatın tanrısı sayılan edebi şahsiyetten de azbuçuk anlayan ve bu tarz eserleri seven biri olarak.."bu adamın kalemi harbiden çok güçlü ve etkileyici ulan" demek istiyorum sayın dinleyiciler.elimdeki kitabı sabahın 6sına doğru okudum ve okurken de tırım tırım tırstım ne diyim,yani adama ne beddualar okudum ne belalar burada derinlemesine söylemiycem.ama gerçekten de altıma sıçtım sıçıcam o vaziyetteydim..şimdi bu adamı okumayan birine bu sözlerim çok yavan ve hatta abartı bile gelebilir..ve hatta "ulan ufak at biraz sen de be!"bile diyebilirsiniz..ama gerçekten de öykülerini okurken kasıldım.çünkü,adam insanlığın en büyük korkusunu malzeme olarak kullanmış zaten..bilinmeyenin verdiği korku..mesela bir öyküsünden kısaca bahsediyim de anlamaya çalışın az çok..
bir adam çarpık çurpuk evlerin olduğu karanlık bi sokaktaki kötü bir evde oturuyor.ve her gece üst kattan keman sesleri geldiğini işitiyor.bir gün yukarı çıkıp bu kemanın sahibiyle tanışıyor.yaşlı,sefil ve uğursuz görünüşlü bir adam kemancımız.bir süre sonra bir şeyler oluyor.kemancı o gotik,ürpertici melodiyi çaldığı ve adam da onu dinlediği sırada bir rüzgar esiyor ve perdeler ile odanın masası üstündeki kağıtlar uçuşmaya başlıyor.adam uçan kağıtların peşinden pencereye doğru gidiyor ve manzara şok edici..şimdi aynen alıntı yapıyorum öyküden:
...Ancak,mumlar titreşirken ve çıldırmış keman gece rüzgarıyla ulurken,o tavanarası pencerelerinin en yükseğinden baktığımda,aşağıda hiçbir şehrin uzanmadığını ya da anımsanan sokaklardan dostça ışıkların parıldamadığını,yalnızca sınırsız bir boşluğun,devinimle ve müzikle dopdolu,yeryüzündeki hiçbir şeye benzemeyen,akıl almaz bir boşluğun karanlığının yattığını gördüm.Ve orada durmuş dehşet içinde bakarken,rüzgar o eski,sivri tepeli tavanarasındaki iki mumu da söndürerek beni vahşi ve anlaşılmaz bir karanlıkla,önümde kargaşa ve kıyametle,ardımda ise geceye uluyan o kemanın şeytani çılgınlığıyla baş başa bıraktı...

düşünsenize..pencereyi açıp bakıyorsunuz ve ..aslında orada hiçbir şey yok..sadece sonsuzluk,bilinmezliğin verdiği korku ve dehşet..sadece ürperiyorsunuz ve kasılıyorsunuz..başka söze gerek yok sanırım..tavsiye ediyor,sevgi-saygılarımızı yolluyoruz efenim..buarada "cthulhu" öyküsünü de okur okumaz burda eleştirimi paylaşıcam..hadi bay!

1 Mayıs 2011 Pazar

bugün rüyamda şu meşhur hard rock grubu Guns  N' Roses'in solisti Axl Rose'u gördüm..sanırım kıçım fena halde açıkta kalmış.yahut contayı iyice sıyırmaya başladım..ama telaşa mahal yok..çünkü adamla hiçbişey yapmıyorduk..yani ben masumum polis bey!..şimdi,axl beyciğimiz bi hatunla yatakta(!) oturup konuşuyordu..ya vallaha ciddiyim bak,sadece oturup muhabbet ediyolardı masum masum..ben de onlara bakıomuşum falan..neyse sonra farklı bi rüya gördüm ki ona hiç anlam veremedim.böyle gothic'imsi bi rüyaydı..sanki "corpse bride"filminin tonlarındaydı etrafım falan..neyse o rüya da silindi gitti tabi uyanınca..
onu boşver de;yahu bu pazar günleri niye bu kadar kasvetli bu kadar iç sıkıcı bu kadar yalnız ve hüzünlü oluyor her seferinde anlam veremiyorum..sigaram da bitti zaten.şimdi işin yoksa,tee carrefour'a kadar yürü almak için.neden?çünkü buraya en yakın market o da ondan.bir de canım içmek istiyodu zaten,gelirken bi iki kutu da efes kapar gelirim fena olmaz..ya bu aralar her haftasonu içmeye de fena alıştım ben ha,ne olcak böyle bilmiorum..bu arada bunları okuyan biri de ( o da varsa tabi) beni alkolik falan sanıcak..yok yavrum yok,ben iyi aile kızıyım bakma sen böyle saçmaladığıma,metal müzik dinlediğime ya da bukowski okuduğuma(!)ben normal hayatımda(hani derler ya hep laf arasında;ben normal hayatta şöyleyim yok böyleyim gibilerinden,ulan zaten hayat hayattır bi de normal hayat-anormal hayat diye ikiye mi ayrılıyo da biz bilmiyoruz..tamam farkındayım ben de bazen hayatın tuvaletteki boktan da beter olduğunu,ama saçma geliyor yani cümleyi bu şekilde kurduğunuzda.ona istinaden şeediorum.kapa parantez)gayet kedi gibi bi insanım..sessiz sakinimdir.damarıma basılmadığında da pençelerimi göstermem,saklarım.ha yine de içten pazarlıklı bi insan da değilimdir.aklıma geleni şıp die söylerim.saflığım çoktur o konularda da..(ulan ben şimdi niye durup dururken kendimi övmeye başladım onu da anlamış değilim..sigarasızlık başıma vurdu kesinlikle..evet!)

ha bir de; dün sabahın beşine kadar pc başında olduğum için enteresan şeylere rasgeldim.bunlardan birini paylaşayım istiorum burda.ahanda yukarda gördüğünüz gibi oluyor..efendim bunlara "Gif"deniyomuş..onu da yeni öğrendim..yani hareketli resim gibi bişey işte..ama ben çok sevdim ve bunlardan bikaç tanesini indirdim..alakalı ya da alakasız,onları da burda paylaşmaya devam edicem..şimdilik mucuk.sigarasızlıktan gebermeden gidiorum.. ALOHA!

NÖT:buarada resmin üstüne tıklamanız lazım sanırım.yoksa gif hareket etmio..burdan da pulp fiction"a selam ederiz efendim.hepimiz quentin tarantinoyuz!..