charles bukowski etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
charles bukowski etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Kasım 2012 Cumartesi
bir tutam bukowski
Melancholia
Charles Bukowski
the history of melancholia
includes all of us.
me, I writhe in dirty sheets
while staring at blue walls
and nothing.
I have gotten so used to melancholia
that
I greet it like an old friend.
I will now do 15 minutes of grieving
for the lost redhead,
I tell the gods.
I do it and feel quite bad
quite sad,
then I rise
CLEANSED
even though nothing
is solved.
that's what I get for kicking
religion in the ass.
I should have kicked the redhead
in the ass
where her brains and her bread and
butter are
at ...
but, no, I've felt sad
about everything:
the lost redhead was just another
smash in a lifelong
loss ...
I listen to drums on the radio now
and grin.
there is something wrong with me
besides
melancholia.
çevirmek gerekirse:
melankoli tarihi
hepimizi kapsar.
ben, kirli çarşaflar içerisinde
acıdan kıvranırım
mavi duvarlara ve hiçbir şeye
bakakalırken.
melankoliye öyle alıştım ki
eski bir arkadaş gibi selamlıyorum onu.
şimdi 15 dakikalık bir yas tutacağım
tanrılara anlattığım
o kaybettiğim kızıl için.
bunu yapıyorum ve oldukça kötü
oldukça üzgün hissediyorum.
ve sonra ayağa kalkıyorum
ARINMIŞ OLARAK
hiçbir şeyin çözülmemiş olmasına rağmen.
bu ,
dinin kıçına tekme savurmakla elde ettiğim şey.
o kızılın da kıçına bir tekme savurmalıydım.
beyninin, ekmek teknesinin olduğu yere...
fakat, hayır, üzgün hissettim
her şey için:
kaybettiğim kızıl
ömür boyu süren bir yenilgide
mahvoluşlardan biriydi sadece.
şimdi radyoda çalan bateriyi dinliyor
ve sırıtıyorum.
bende bir sorun var
melankoliden
başka.
7 Nisan 2012 Cumartesi
bir tutam bukowski
Sanırım her zaman kendimize acı
çektirmek isteyeceğimiz bir şeyler var.Hipodromda diğer
insanların duygularını hissedersin,çaresiz karanlığı,ve nasıl
da pes edip gittiklerini.Hipodrom kalabalığı bir bedene
indirilmiş dünya,ölüm ve kaybetmeyle ezip ufalayan
hayattır.Sonuçta kimse kazanmaz,göz kamaştırıcı parıltıdan
uzakta bir dakikalığına sadece cezamızın gecikmesini
bekleriz.(kahretsin,bu amaçsızlığın üzerine düşüncelere
dalarken,sigaramın yanık ucu parmağıma çarptı.Bu beni
uyandırıp,Sartre havasından çıkardı!)Kahrolası,bizim mizaha
ihtiyacımız var,gülmeye.Eskiden daha çok gülerdim,yazmak dışında
her şeyi daha çok yapardım.Şimdi,yazıyorum,yazıyorum ve
yazıyorum,yaşlandıkça daha çok yazıyorum ölümle dans
ederek.Ne şov ama.Bence fena değil.Bir gün “Bukowski
ölmüş”,diyecekler ve ben gerçekten keşfedileceğim ve kokuşmuş
parlak elektrik direklerinden sarkıtılacağım.Ne olmuş
yani?Ölümsüzlük yaşayanların aptalca bir icadı.Hipodromların
ne yaptığını görebiliyor musun?Bu döngüyü devam
ettiriyor.Şimşek ve şans.Son mavi kuş şarkısını
söylüyor.Söylediğim herhangi bir şey kulağa hoş geliyor çünkü
ben yazarken kumar oynuyorum.Çok fazlalar,çok
dikkatliler.Çalışıyor,öğretiyor ve başarısız
oluyorlar.Gelenek onları ateşlerinden soyup çıkarıyor.Şimdi
daha iyi hissediyorum,burada 2.katta Macintosh bilgisayarımla.O
benim dostum.Ve radyoda Mahler çalıyor,rahatça akıp gidiyor
birinin bazı zamanlar ihtiyaç duyacağı riskleri alarak.Sonra
sesin tizleşmesiyle kendinden geçirip,coşturuyor
insanı.Teşekkürler Mahler,senden ödünç alıyorum ve sana asla
borcumu ödeyemem.
Burada küçük bir balkon var,kapı
açık ve Harbor Otobanı'nda güneye giden arabaların ışıklarını
görebiliyorum,asla durmuyorlar,hiç bitmek bilmeyen ışık
akışı.Bütün o insanlar.Ne yaparlar?Ne düşünürler?Hepimiz
öleceğiz,hepimiz,ne sirk!Bu bile tek başına birbirimizi sevmemizi
sağlamalı ama yapmıyor.Saçma şeyler bizi dehşete
düşürüyor,dümdüz ediyor,hiçlik tarafından yiyip
bitiriliyoruz.Devam et,Mahler! Geceyi harikulade kıldın.Durma seni
orospu çocuğu! Durma!
Ölüm hakkında ,bir çiçeğin
büyümesi hakkında olandan daha fazla kederlenecek hiçbir şey
yok.Korkunç olan ölüm değil insanların yaşadığı hayat ya da
ölene kadar hayatın tadını çıkarmamaları.Kendi hayatlarına
saygı göstermiyorlar,üzerine işiyorlar.Sıçıp
batırıyorlar.Sersem herifler.Düzüşmeye,filmlere,paraya,aileye
,becermeye çok fazla yoğunlaşıyorlar.Akılları pamukla
dolu.Tanrı'ya düşünmeden inanıyorlar,ülkeye düşünmeden
inanıyorlar.Çok geçmeden nasıl düşünüleceğini
unutuyorlar,başkalarının onlar adına düşünmesine izin
veriyolar.Beyinleri pamukla dolu.Çirkin görünüyorlar,çirkin
konuşuyorlar,yürüyüşleri bile çirkin.Onlara yüzyılların en
iyi müziğini çalın,duymazlar.Çoğu insanın ölümü
yalandan.Uğruna ölecek hiç bir şey kalmadı.görüyorsunuz
ya,atlara ihtiyacım var,espri yeteneğimi kaybettim.Ölümün
katlanamayacağı tek şey sizin ona gülmenizdir.Gerçek kahkaha en
büyük anlaşmazlıkları kıçından vurur.3 ya da 4 haftadır
gülmedim.Bir şey beni diri diri yiyor.Kendimi tırmalıyorum,kıvrılıp
büküyorum,etrafıma bakınıyorum,anlamaya çalışıyorum.Avcı
zeki.Onu göremezsin.Her kim olduğunu.
not:bunlar yazarın "The captain is out to lunch and the sailors have taken over the ship" adlı eserinin kendi çevirdiğim bir kısmıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





